düşünüyorum demekki malım
 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Şems'le Mevlânâ'nın 'aşkı'

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin


Mesaj Sayısı : 358
Points : 908
Kayıt tarihi : 03/08/09

MesajKonu: Şems'le Mevlânâ'nın 'aşkı'   Ptsi Ağus. 03, 2009 8:19 pm

Şems'le Mevlânâ'nın 'aşkı'

Celaleddin'in ilk öğretmeni olan babası Bahaeddin Veled, oğluna yalnızca dini bilgileri değil, aynı zamanda dönemin bilimsel bilgilerini; matematik, astronomi de öğretmiştir. Babasının ölümünden sonra Mevlânâ, Seyyit Burhanettin Muhakkak adlı bir şeyhin yönlendiriciliğinde eğitimine dokuz yıl daha devam etmiştir. Bu süre içerisinde Halep'te Halaviye Medresesi'nde kalmış, Şam'da Makdisiyye Medresesi'nde öğrenim görmüş, önemli bilginlerle, sufilerle tanışmış, onlardan etkilenmiş, onları etkilemiştir. Arap, Fars edebiyatını büyük bir ilgiyle takip etmiş, Yunanca öğrenmiştir. Yunan şiirini, Antik Yunan Felsefecilerini kendi dilinden okumuştur. Ama onun düşüncelerindeki büyük sıçrama ve yaşamındaki devrim Tebrizli Şemseddin Muhammed'le tanıştıktan sonra meydana gelmiştir.
Tebrizli Şems'in yaşamı, Mevlânâ'nınkine göre daha pusludur, kesin bilgiler yoktur.

Çok gezen, gittiği yerlerde medrese, tekke gibi dini mekânlarda değil kervansaraylarda, hanlarda kalan bir gezgindir Şems. Gittiği yerlerde uzun süre kalmayışından dolayı ona 'Şems-i Perende' (Uçan Şems) adı verilmiştir. Şems, bildik inanç gereklerine uymayan, alışıldık ibadetleri uygulamayan, sufiler gibi giyinmeyen aykırı bir derviştir. Onun Melameti ya da Kalenderi meşrebine sahip olduğu söylenmektedir. Bu tahmin doğruya oldukça yakındır. Çünkü Kalenderiler şeriatın sığ, sekter, yaşamdışı emirlerine uymazlardı. Tek bir doğrunun olduğuna da inanmazlardı. Bilgi onlar için ellerini kollarını bağlayan kalın bir halat değil, farklı bahçelerin kapısını açan bir anahtardı. Tebrizli Şems bu adamlardan biridir. Kişiliğinde de isyancı, eleştirel, ele avuca sığmaz bir yan vardır. En önemli İslam felsefecilerinden biri olan Muhiyiddin İbn-i Arabi'nin görüşlerini bile tartışmakta, kendi doğrularını söylemekten çekinmemektedir.
Şems'in Mevlânâ'dan yaşça biraz daha büyük olduğu söylenir. Konya'daki ilk karşılaşmalarından önce, bu karşılaşmayı hazırlayan şöyle bir olaydan söz edilir. Mevlânâ henüz Şam'da eğitim görürken, Şems siyah elbiseler içinde ona görünmüş, "Ey manalar aleminin sarrafı beni bul," demiş ve kaybolmuştur. 23 Ekim 1244'te Konya'daki ilk karşılaşmalarında ise Şems, Mevlânâ'ya doğrudan şu soruyu yöneltmiştir:

"Hazreti Muhammed mi büyüktür, yoksa Beyazıt Bestami mi?" Mevlânâ şaşkınlıkla bakınmış. "Bu nasıl soru, kuşkusuz Hazreti Muhammed büyüktür" demiştir. Bunun üzerine Şems, "Ama Hazreti Muhammed, 'Ey Allahım biz seni tam olarak bilemedik' derken, Beyazıt Bestami, 'ben sultanların sultanıyım, her türlü bilgiye ulaştım,' diyor." Mevlânâ bunun üzerine şöyle demiştir. "Beyazıt Bestami'nin susuzluğu bir yudumla dinecek kadar küçüktür. Hazreti Muhammed'e gelince, onun susuzluğu derindir, geniştir, sonsuzdur."

Şems'in sorusunu çerçeveleyen dinsel olaylar çıkarılırsa, şu anlam ortaya çıkar: Gerçeklik bilinebilir mi? Mevlânâ'nın yanıtı ise şöyledir. Bilinebilir ama mutlak olarak değil, göreceli olarak. Çünkü gerçeklik derindir, sonsuzdur, değişkendir. Bu karşılaşmanın ardından iki adamın içlerinden biri öldürülünceye kadar sürecek olan büyük dostluğu, sevgisi, arkadaşlığı başlamış olur.

Ahmet Ümit
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://bbc2.yetkinforum.com
 
Şems'le Mevlânâ'nın 'aşkı'
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
düşünüyorum demekki malım :: Edebiyat :: DİVAN(KLASİK) TÜRK EDEBİYATI-
Buraya geçin: